İpsala Ziraat Odası

Vatan Hürriyet Ekmek

ZOBİS
ZOBİS
İpsala Ziraat Odası > Zirai Bilgiler

Zirai Bilgiler

Besin Maddeleri

Kalsiyum ( Ca )

Belirtileri Kalsiyum yetersizliğinde dış yapraklar normal görünür, fakat daha içerdeki yaprakların gelişmesi yavaşlar ve çoğu zaman kurumuş küçük yapraklar ve yaprak sapları kalır. Deforme alan ve kıvrılan yaprakların uçlarında siyahlaşma belirir ve bu siyahlaşmaya genellikle 'uç yakınlığı' ismi verilir. Daha ileri durumlarda genç yapraklar siyahlaşır, pancarın büyüme noktası ölür ve yanlardan sürmeye başlar. Bu durumda kökteki iletim dokuları kahverengileşir. Daha hafif durumlarda yapraklar, dar kahverengi veya siyahımsı bir hatla çevrelenir ve bu kısımda gelişme yavaşlarken lamina kısmında normal gelişme devam eder ve bu yüzden topraklar kaşık şeklini alır. Toprakta kalsiyum yetersizliği genellikle, besin elementi toksitesine ve kök yanıklığına ortam hazırlayan toprak asitliği ile beraber görülür. Yurdumuz topraklarında kalsiyum yeteri kadar vardır. Çünkü topraklarımızın büyük bölümü kireçli topraklardır.

Kükürt ( S )

Belirtileri Başlangıçta, yaprakların beyazlaşması ve sararması gibi belirtileri ile azot yetersizliği belirtilerine benzer. Sonraları, farklılıklar belirginleşir. Çünkü,azot eksikliği durumunda ortadaki yapraklar yeşil kalır. Kükürt ersizliği fazla ise yapraklarda ve toprak sapında kahverengi lekeler belirir. Bu yetersizlik durumu tarlada da çok seyrek olarak görülebilir. Yurdumuz topraklarında kükürt miktarı yeterli düzeylerdedir.

Magnezyum ( Mg )

Belirtileri Yapraklarda üst kenara yakın kısımlarda damarlar arasında sararmalar ve içe doğru kıvrılmalar görülür. Fazla etkilenmiş bitkilerde belirtiler yaprakların ortalarına doğru genişleyerek ilerler ve yaprak kenarları siyahlaşır. Hafif magnezyum eksikliğinden kaynaklanan belirtiler, virüs etkisi nedeniyle meydana gelen sararmalarda ( sayfa 50 ) benzer ve virüs etkisi erken başlarsa bu belirtiler birbiri ile karıştırılabilir. Ancak bu ikisinin farkı şu şekilde ayırt edilebilir: Virüsten kaynaklanan sararma parlaktır ve açık turuncudur.Yaprak kalınlaşır ve kolay kırılır. Magnezyum yetersizliğinde bu belirtiler görülmez. Türkiye toprakları genellikle magnezyum bakımından yeterli düzeydedir. Sebepleri ve Ekonomik Önemi Magnezyum eksikliği özellikle kireçli ve hafif topraklarda yaygındır, fakat diğer tip topraklarda da görülebilir. Eksiklik iki nedenden kaynaklanabilir.Toprak bitki gelişimi için yeterli olacak miktarda magnezyuma sahip değilse bu gerçek eksikliktir. Alınabilir magnezyum miktarı toprakta 50 ppm den fazla ise bu toprak magnezyum bakımından yeterli demektir. Bu miktar 25 ppm daha az ise, bitki için magnezyum yetersizliği var demektir. Potasyum, sodyum kalsiyum gibi elementler topraktan magnezyum alımını zorlaştırırlar. İkinci yetersizlik ise, çeşitli nedenlerle, örneğin bazı nematodlar nedeniyle kök gelişmesi engellenen bitkilerin toprakta yeterli miktarda bulunan magnezyumu alamaması şeklinde oluşandır. Pancar ekiminden önce alınan toprak numunesinin analizi sonucunda magnezyum eksikliği görülürse magnezyum uygulanmalıdır. Toprak analizi yapılamaması durumunda, ön bitkide magnezyum eksikliği belirtileri görülüp görülmemesine göre karar verilebilir. Magnezyumlu gübreler son baharda uygulanmalıdır. Üründe magnezyum eksikliği belirtileri hafif görüldüğünde üstten sıvı magnezyum sülfat verilebilir

Mangan ( Mn )

Belirtileri Genellikle ilkbaharda görülmeye başlar ve yapraklar üzerinde küçük sarı noktalar belirir. Sararma, açık yeşil renkte kalan damarlar dışında tüm yaprak yüzeyini etkileyebilir. Bu noktalar önceleri dağınık haldedir fakat sonra birleşerek daha büyük lekeler oluştururlar. Çok ciddi durumlarda bitki yavaş gelişir ve yapraklar içeri doğru kıvrılır. Çoğu topraklarda kökler daha derinlere inerek topraktaki mangandan yararlanabilirler ve bu durumda mangan eksiği belirtileri kendiliğinden kaybolur. Sebepleri ve Ekonomik Önemi Mangan bir iz elementtir. Şeker pancarı tarafından alınan mangan miktarı çok azdır ve pek çok toprakta yeterli miktarda alınabilir mangan bulunur. Bu nedenle, mangan eksikliği sık oluşmaz. Fakat mangan eksikliği görülebilir. Örneğin, toprak pH'ının yüksek olmasından dolayı bitki çözünmemiş durumdaki manganı, kuraklık görülüyorsa veya toprak organik maddece zenginse ( fazla miktarda organik gübrelemeden sonra veya çayır alanlar yeni sürülmüşse ) mangan eksikliği görülebilir. Mangan eksikliği ileri durumda ise şeker verimi % 30'a kadar düşebilir. Belirtilerin ilerlemesi, yapraktan mangan sülfat uygulanarak önlenebilir. Bu, yalnızca mangan eksikliğinden dolayı oluşacak verim düşümünü önlemekle, kalmaz aynı zamanda diğer yetersizliklerin ve çıkış sonrası kullanılan herbisitlerin olumsuz etkilerini de önler. Yetersizlik, ağır topraklarda veya pH 6,0'nın altındaki hafif asidik topraklarda görülmez, fakat toprak fazla asidik ise ( pH 5,0'in altında ) mangan zehirlenmesi görülebilir. Yaprakların açık yeşil olması ve gelişmesinin yavaşlaması, azot eksikliği belirtilerine benzer.

Molibden ( Mo ) ve Çinko ( Zn )

Molibden Şeker pancarının bu elemente çok az ihtiyacı vardır ve bu elementin yetersizliği tarlada çok nadir görülür. İlk belirtiler genel olarak bitkinin ve delinmeler göze çarpar. sararması şeklindedir ve benzer belirtiler kükürt eksikliğin de görülür. İleri molibde yetersizliği durumunda yapraklarda damarlar boyunca kurumalar. Çinko Çinko yetersizliği, aşırı alkali topraklarda ( p H 9. 0 ve üzeri ) görülür. Şeker pancarı bu elemente karşı, mısır ve baklagillerden daha az hassastır. Eksikliğinde yaprakların gelişimi yavaşlar ve ortadaki genç yapraklarda bir sararma görülür. Yaprağın üst yüzeyinde damarlar arasında sarı veya beyazımsı lekeler oluşur. Daha sonra yaprağın damar araları kurur fakat damarlar yeşil ve kabarık kalır. Çinko yetersizliğinin erken devrelerinde çinko sülfat uygulanırsa belirtiler hızla kaybolur. Türkiye'de çinko eksikliği özellikle Güney Anadolu'da narenciye alanlarında ve Orta Anadolu pancar ekim alanlarında görülmektedir.

Potasyum ( K ) ve Sodyum ( Na )

Belirtileri Potasyum eksikliği olan şeker pancarının genellikle mat yeşil renkte olup hafif kıvrımlıdır ve kenarlarında sararmalar meydana gelir. Eksiklik durumu arttığında sararmış alanlar genişleyerek kırmızımsı kahverengiye dönüşürler. Potasyum, bitki bünyesinde kolayca yer değiştirir. Bu yüzden belirtiler ilk olarak yaşlı yapraklarda sonra daha genç yapraklarda ortaya çıkar. Yeni yapraklar yeşil kalsalar bile küçük ve gelişmemiş durumdadırlar. Sodyum eksikliği belirtileri de benzerdir. Potasyum ve sodyum eksikliğinde ortaya çıkan belirtileri magnezyum eksikliğinde görülen belirtilerden ayırt etmek oldukça zordur. Yaprak veya toprak analizleri yapılarak karar verilmelidir. Sebepleri ve Ekonomik Önemi Bu iki besin elementinin yetersizliği, genellikle aşırı fosfor veya azot kullanımında ortaya çıkar. Gerçek bir eksiklik özellikle hafif kumsal veya organik maddece zengin topraklarda yada yeni işlenmiş zayıf çayır topraklarında ortaya çıkabilir. Toprak analizleri sonucunda yapılacak gübreleme bu eksikliği giderir. Yurdumuzun topraklarında genellikle yeterli düzeyde bitkilere yarayışlı potasyum bulunmaktadır.

Azot ( N )

Sebepleri ve Ekonomik Önemi Azot eksikliğine, azot gübrelenmesi yapılmayan, organik madde bakımından zayıf, kumsal alanlarda rastlanır. Bu tür bir eksiklik nitrat ilavesi ile kolay ve hızlı bir şekilde giderilebilir. Azot bitki gelişimi için gereklidir.Yaprak alanını artırarak, toprak yüzeyinin iyi bir şekilde kaplanmasını sağlar ve böylece topraktan rutubet kaybı önlenir. Aşırı azot gelişimini artırır. Kökte az miktarda ağırlık artışı sağlanmasına karşın şeker oranını düşürür. En uygun gübre miktarı toprak tipine ve kaldırılan ön bitkiye göre değişir. Gübreleme ile verilen azot, topraktaki azot kaynağına bir takviyedir. Azot eksikliğinin belirtileri, toprak sertliğinden dolayı kökün etkin olamaması veya sel nedeniyle kökün havasız kalması durumundada ortaya çıkabilir. Türkiye toprakları, toprakta azot kaynağı olan organik madde bakımından genellikle zayıftır.

Bakır ( Cu ) ve Demir ( Fe )

Şeker pancarı bu iz elementi çok az ihtiyaç duyar. Bakır eksikliği tarlada kolayca gözlemlenemez. Yetersizliğinde oluşacak belirtiler yalnızca saf su içerisinde saf besin çözeltileri kullanılarak saksıda özel yetiştirilen pancarlarda gözlemlenebilir. Özellikle orta yapraklarda sararma ve yaprak damarlarında açık yeşil renk görülür. Yaprak sapları beyazlaşır. Demir Bir çok üründe demir eksikliğine bağlı olarak yapraklarda sararma görülür. Şeker pancarında bu belirtilere yaz başlarında ve kireçli topraklarda rastlana bilir. Genellikle kökler derinlere doğru gelişince belirtiler ortadan kalkar. Demir eksikliği yaprakta damarların arasında sararmaya neden olur ve ilerlemiş durumlarda sarı yaprak zemini üzerinde yeşil olarak sadece yaprak damarları kalır. Sıklıkla rastlanan durum ise genç yapraklarda görülen hafif ve geçici renk açılmalarıdır. Bu durumda mangan yetersizliği ve mozaik virüsü belirtilerinden ayırt etmek zordur. Zararı önemli değildir ve uygulama gerektirmez.

BESİN MADDELERİNE BAĞLI ZEHİRLENMELER

Belirtileri Bazı elementler toprakta normalden fazla miktarda bulunduğu zaman zehirlenmeler ortaya çıkar. Fidenin ve genç yaprakların sararması, zayıf gelişme ve kökün kararması böyle zehirlenmelerin esas belirtileridir. Çoğu zaman ciddi durumlarda genç bitki ölür; geriyi kalanların ancak kökü daha derinlere ulaşabilenlerinde normal gelişme devam eder. Sebepleri ve Ekonomik Önemi Asidik ortamda, alüminyum ve mangan gibi bazı elementlerin çözülmesi nedeniyle toprakta bazı iyonların aşırı bulunması sonucu ortaya çıkar. Bu durum aynı zamanda yanlış bir uygulama sonunda kurşun, kadmiyum ve civa gibi ağır metalleri içeren atık sularla tarlanın sulanması sırasında da ortaya çıkabilir. Şeker pancarı belirli miktarda sodyuma ihtiyaç göstermesine rağmen, aşırı sodyum ( sodyum klolür v.s. ) yaprakların mavi-yeşil renkte olmasına ve fazla yan kök oluşumuna neden olduğunda zarlıdır. Bu gibi zehirlemeler diğer soruların bir göstergesi şeklinde de değerlendirilebilir ve bu soruların başında çoğunlukla toprak asitliği gelir. Bu gibi sorunlarda kurtulmak için toprak Ph'ı nötürde ( pH 6.5) tutulmalıdır. Sulama suları sıkı kontrol edilmeli ve bu suların ağır metaller içermediklerinden emin olunmalıdır.

Bor ( B )

Belirtileri Bor yetersizliği belirtileri hem yaprakta hemde köklerde görülür.Bu yetersizliğin ilk belirtileri, yaprak saplarının üst yüzeylerinde enine çatlaklar ve kahverengi mantarımsı lekeler ile dış dış yapraklarda görülen ağ şeklindeki çatlaklardır. Bu dıştaki yapraklar yavaş yavaş sararır ve kurur. Daha sonra orta yapraklar kararak ölürler. Kökün baş kısmı kahverengi gelişir ve mantarlaşır, göbekte oyuk meydana gelir. Pancar kökü uzunluğuna ortadan kesilirse iletim demetinde kahverengileşme görülür. Eğer iklim koşulları uygun ise ( sıcak ve rutubetli ) büyüme noktasındaki zararlanmadan sonra yeni yan sürgünler gelişir. Sebepleri ve Ekonomik Önemi Şeker pancarı bor yetersizliğine karşı hassatır ve bunun etkiside yaprak kaybı, kök çürüklüğü ve geç dönemde yeni yaprak sürmesi nedenlerinden dolayı verim düşüklüğü şeklinde olur. Pancar, bora çok düşük miktarda ihtiyaç duyar ve genellikle bu miktar toprakta bulunur. Ancak bor eksikliği, toprak pH'ının yüksek olması nedeniyle borun topraktan alınmaması veya kumsal topraklarda, toprak çözeltisindeki bor miktarının azalmasına sebep olan kuraklık nedeniyle de ortaya çıkabilir. Yapraklarda ilk belirtiler görülür görülmez, temmuz ayı ortasından önce bor içeren sıvı gübreler kullanılır ise eksiklik giderilebilir veya en azından zararlı sonuçlar hafifletilebilir. Analiz sonucunda bor eksikliği görülen topraklara, tercihen pancar ekiminden önce diğer gübrelerle beraber bor uygulaması yapılmalıdır. Bor yetersizliğine bağlı olarak ortaya çıkan pancarın göbek kısmındaki siyahlanmalar ve çürümeler, 1930'lu yıllarda nedeni anlaşılana kadar çoğu ülkelerde yaygın olarak görülüyordu. O yıllardan beri özellikle borlu gübrelerin kullanımı ile birlikte bu problem azalmıştır.

İklim

Sağnak Yağış Çok şiddetli sağanak yağış şeker pancarına değişik şekillerde zarar verebilir. Ekilen tohumlar, özellikle erken ekimde veya soğuk havalarda su birikmesine karşı hassas olurlar. Çimlenme normal olsa bile gelişme zayıflar ve bazı fideler toprakta yeterli çıkış gücü bulamazlar. Şiddetli yağışlarda toprağın yapısı bozulur. Bu durumdan sonra toprak hızlı bir şekilde kurursa o zaman da böyle topraklarda kaymak bağlanma görülür. Kalın ve kuvvetli bir kaymak tabakası bazı fidelerin çıkışını geciktirir veya çıkışını tamamen önler. Sağanak yağış, eğimli tarlalarda, pancarın bir kısmını taşıyarak ve toprak yapısını bozarak tarlada bitki dağılımının bozulmasını ve ciddi toprak erozyonuna yol açabilir. Üst toprak tabakalarında bulunan kalsiyum ve azot gibi besin maddeleri yüzeyden akan su ile beraber taşınabilir veya toprağın alt katmanlarına inebilir ve buda fidelerde azot yetersizliğine veya büyümenin gecikmesine neden olur. İlave olarak üstten verilen azot her zaman beklenen sonucu vermeyebilir (bkz. Su taşkınlarının zararlı etkileri ).

Su Oturması

Su baskını, fazla miktarda sağanak yağışta, su taşkınlarında veya kalan suyunun yükselmesinde ortaya çıkar ve su tarlada uzun süre kalırsa önemli sorunlar oluşturur. Suyun tamamen altında kalan pancarlar ölürler. Yaprakları suyun üstünde kalan bitkiler de, yan köklerin havasız kalması nedeniyle zarar görürler (organik maddelerin oluşturduğu etilen gazı da zehirli etki yapar ). Bitki, yeterli rutubet olmasına rağmen solar, yapraklar küçük kalır ve rengi sararır. Sular çekilince normal gelişme tekrar başlar, fakat kökte çürümeler görülür. Aynı zamanda, kökler toprak mantarlarına karşı daha hassas olurlar.

Yıldırım

Şeker pancarı tarlalarında zaman zaman birkaç metre çapında boşluklar görülebilir. Bu boşlukların merkezlerinde pancarlar zarar görerek tamamen kaybolurlar. Kenarlarında ise pancarlar deforme olur, gelişme yavaşlar ve yapraklarda sararma görülür. Bu durum yıldırım zararı nedeni ile ortaya çıkar. Yıldırım düşmesinin hemen ardından bitki solar ve birkaç gün içinde ölür. Kök, toprakta boşluk bırakarak küçülür. Etkilenen alanların kenarlarındaki bitkiler normal olmayan yeni yapraklar sürerler. Kökler incelendiğinde, kuyrukta yanlarda ve kök uzunlamasına kesildiğinde iletim demetlerinde siyahlaşmalar görülür. Bu benzediğinden çoğu zaman Rhizoctonia zararı ile karıştırılabilir.

Dolu

Dolu zararında yaprak ayası delinir, yırtılır veya parça parça olur. Daha ciddi durumlarda yaprak sapı dahi zarar görür ve kırılır. Zararın şiddeti dolu tanelerinin büyüklüğüne ve dolu yağışının ne kadar sürdüğüne bağlıdır. Dolu zararı, bazı yaprak kurtlarının verdiği zarara çok benzer, fakat dolu zararında dolunun kopardığı yaprak parçacıklarının bitkinin üzerinde veya toprak yüzeyinde kalması ile fark kolayca ayırt dilebilir. Şiddetli bir dolu yağışından sonra şeker pancarı tarlası tamamen zarara uğramış olabilir, fakat eğer mevsim çok geç değilse, hızla yeni yapraklar gelişir. Temmuz ayında tamamen zarar görmüş bir tarlada verim %20 Kadar düşebilir. Daha erken veya daha geç dönemde görülen dolu zararının etkisi daha azdır. Dolu yağışı tohumluk pancarlarda, çiçek döneminde veya çiçek döneminden sonra tohum olgunlaşma döneminde olursa zarar çok daha büyük olur. Dolunun yaptığı zarar, fungal (Ramularia) ve bakteriyel (Pseudomonas aptata ) hastalık elementlerine ortam hazırlar.

Don Zararı

Don zararı, yetişme süresinin hem başlarında hemde sonlarında ortaya çıkabilir. İlk baharda genç fidelere, son baharda ise henüz sökülmemiş veya sökülüp siloya alınmış pancarlara zarar verir. Fidelerde sararmaya ve kurumaya neden olur. Don şiddetli ise bitkinin büyüme noktası ölür ve fide kurur. İlk bahar donları bazı tarlalarda bitki sıklığının azalmasına ve sonradan mükerrer ekim yapılmasına neden olur. Eğer bitkiler dört veya daha fazla yapraklı ise sadece dış yaprakların kenarları don zararı nedeniyle kavrulur. Son baharda sökümden önce meydana gelen don zararı şeker pancarının yapraklarını etkiler ve hücre duvarının tahrip olmasına, yaprakların yumuşamasına ve yaprak dokusunun ölmesine neden olur. Bunun sonucunda da kökün şeker oranının azalmasına neden olan yeni yapraklar gelişir. Eğer don olayı şiddetli ise kökler de zarar görebilir. Pancarda don etkisi devam ettiği sürece bir zarar gözlenmeyebilir. Fakat kökteki don çözüldüğü zaman yumrunun baş kısmı yumuşar, saydam bir görüntü alır ve daha sonra kararır. Bu kısımdaki zararın derecesi, donun şiddetine ve derecesine bağlıdır. Bu belirtiler hücrenin parçalanması sonucu oluşur ve bunu fungal veya bakteriyel çürümeler takip eder. Kayıpları önlemek için donmuş pancarlar bir an önce sökülmeli ve mümkün olduğunca çabuk işlenmelidir. Benzer zararlar siloya alınmış pancarlarda da görülür ve don zararı rüzgarla birlikte büyük boyutlara ulaşır. Siloyu don rüzgara karşı korumak için silonun örtülmesi gerekir.

Kuraklık ve Sıcak

Yanıklığı İlk baharda görülen kuraklık, tohum çimlenmesinin gecikmesine neden olur, Apodemus tarafından kolayca zarar görmesine ortam sağlar ve herbisitlerin aktivitelerini azaltır. Yaz aylarında uzun kuraklık dönemlerinde pancar aldığından daha fazlasını terleme yolu ile kaybeder ve günlük sıcaklıklara ve kuraklığın derecesine bağlı olarak bitkide az veya çok pörsüme görülür. Sıcak ve güneşli günlerde yapraklarda güneş yanığı meydana gelebilir ve özellikle dıştaki yapraklar toprak yüzeyine doğru sarkarlar. Kuraklık uzun süre devam ederse dış yapraklar yavaş yavaş kurur. Yaprak alanının ve etkinliğinin azalmasına paralel olarak kök gelişimi zayıflar ve kök normalde küçük kalır. Fakat kuru madde ve şeker oranı yükselir. Kuraklık, dolaylı olarak yaprak bitkileri ve pancar güvesi gibi bazı zararlıların ve külleme gibi bazı hastalıkların zararını artırır. Eğer uzun bir kuraklık döneminden sonra yağmur yağarsa veya sulama yapılırsa yeni toprakların gelişmesi nedeniyle şeker verimi düşer.

Rüzgar

Şeker pancarı fideleri, rüzgar erozyonuna açık, hafif topraklarda ciddi olarak zarar görürler. Özellikle kumsal topraklarda, kum fırtınasının savurduğu kum taneciklerinin kotiledon yapraklarına ve genç yaprakların yüzeylerine çarpması sonucunda yapraklarda yaralanmalar olur, yapraklar solar ve kararır. Ancak bitkinin büyüme noktası sağlam kalır ve kendini yeniler. Ayrıca, rüzgarla savrulan toprak, çok genç fidelerin üzerlerinin toprakla örtülmesine neden olur. Şiddetli rüzgar, özellikle toprak yüzeyi kaymak bağlamışsa kök boğazına da zarar verebilir ve sonra bu kısımda boğumlaşma görülür. Rüzgar yüzünden veya tarlada yapılan işlemler sırasında bu noktadan kırılma olur ve bitki ölür. Hafif kumsal topraklarda, anıza ekim ve organik gübreleme gibi bazı önlemler alınmalıdır.

Toprak Genetik Anormallikler

Albino

Zaman zaman şeker pancarının yapraklarında değişik şekillerle ve farklı renklerle karşılaşılabilir. Tamamen yeşil renk yerine kısmen veya tamamen beyaz, sarı veya yeşilimsi beyaz yaprakların oluştuğu görülebilir. Böyle anormal oluşumlar tohumluk bitkilerde görülebilir ve çiçek dallarına doğru yayılabilir. Bu tür anormallikler genetik esaslıdırlar ve yaprağın kısmen veya tamamen klorofilsiz kalmasındandır. Bu yapraklar normal gelişir ve turgor görevini yapabilirler. Az bitkide görüldüğünden ekonomik bir önemi yoktur. Normalden Fazla kotiledon Sayısı Bir tarlada bazen birkaç fidede katiledon yaprağı sayısında anormallikler görülür ve iki yerine üç katiledon yaprağı çıkabilir. Bu çok seyrek rastlanan genetik esaslı bir anormalliktir ve önemi yoktur. Tohum Bitkilerinde Görülen Anormallikler Şeker pancarında bir başka büyüme bozukluğu da, tohumluk bitkilerde veya tohuma kalkmış pancarlarda tohum dallarının uçlarında geniş veya yassı bir bant oluşmasıdır. Bu tür oluşumlarında tohum üretiminde fazla bir önem yoktur.

Herbist ve İnsektisitler

Şeker Pancarı Herbisitleri

Bazen şeker pancarı fidelerinde, herbisit uygulamasından sonra zehirlenme belirtileri ortaya çıkabilmektedir. Bu belirtiler herbisitin önerilen dozdan fazla kullanımından, ilaçlamanın yanlış zamanda yapılmasından yada toprak ve iklim özelliklerinin dikkate alınmasından dolayı ortaya çıkabilir. Örneğin bu zehirlenmeler, toprak yapısına göre yanlış dozda chloridazone kullanılmasından veya phenmedipham'ın aşırı sıcaklarda atılmasından kaynaklanabilir. Herbisit zararının belirtileri, sararma, yaprak kenarlarının kavrulması, çıkış öncesi atılan herbisitler nedeni ile gelişmenin yavaşlaması, yapraklarda yanıklık, yaprakların çıkış sonrası atılan herbisitler nedeni ile birbirine yapışması veya deforme olması şeklinde ortaya çıkabilir. Yaprakların birbiri içine geçmesi veya deforme olması aşırı dozda ethofumesate, cycloate, di-allate veya tri-allate kullanımının tipik belirtileridir. Yaprak damarlarının sararması ise bitkinin aşırı miktarda lenacil aldığını gösterir. Herbisit uygulamaları ile ortaya çıkan zehirlenme riski, ekstrem iklim koşullarında daha fazla artar. Aynı şekilde, mangan yetersizliği, böcek zararı veya rüzgardan dolayı pancarın yapraklarında oluşan zarar, çıkış sonrası atılan herbisitlerin zarar verme riskini daha da artırır. Diğer Bitkiler İçin Kullanılan Herbisitler İstenmeyen uygulamalar ( ilaçlama aletlerinin iyi temizlenmemesi, bir başka bitkiye atılan herbisitin rüzgar ile şeker pancarı tarlasına taşınması ) veya ön bitki için kullanılmış herbisitlerin ( örneğin mısır için kullanılan atrazin ) toprakta kalması, şeker pancarında zarara neden olur. Birinci durumda 2,4-D kullanımından dolayı kotyledonlar ve yapraklar genellikle deforme olur, yaprak sapları bitişir veya diquat kullanımından dolayı yapraklarda kavrulma görülür. Bitki genellikle kendini topraklar, çünkü alınan ilaç dozu azdır. İkinci durumda ise büyüme yavaşlar ve eğer toprakta bulunan kalıntı ilaç dozu fazla ise bitkinin ölümüne neden olur.

İNSEKTİSİTLER

Toprak insektisitleri şeker pancarı fideleri için kısmen toksit etki yapabilir. Bu etki özellikle aşırı doz kullanımında ortaya çıkar. Bazen de, bir herbisit ile etkileşimden dolayı veya toprağın kuru olmasından dolayı ilacın aktif maddesinin toprakta çözülmesi ve dağılmaması nedeni ile toksit etki görülür. İnsektisitler nedeni ile görülen zehirlenmelerin belirtileri çeşitlidir. En yaygın belirtiler, kotyledon ve ilk yaprakların kenarlarının kavrulması, bu yaprakların sararması, kalınlaşması ve deforme olması şeklindedir. Çıkış sonrası kullanılan herbisit ve insektisit karışımları bazen genç bitki için uygun olmayabilir.

Kötü Toprak Yapısı

Belirtileri Genç filizler düzensiz bir tarla çıkışı gösterir ve bazıları diğerlerine göre daha yavaş gelişir. Kötü toprak yapısından etkilenen pancarların kökleri daha küçük olur ve kök sisteminin gelişmesi engellenir. Bunun sonucunda da yapraklar sararır ve solar. Köklerde çatallaşma ve çok bacaklılık görülür. Böyle pancarlarda verim düşer ve hasatta toprak firesi artar. Tarla içinde sıkışmış toprak yapısına genellikle tarla başlarında ve traktör izlerinde rastlanır. Nedenleri Tarlaya ağır tavda traktör girmesi halinde traktör tekerlerinin sıkıştırdığı toprakta genç filizlerin çıkışı ve gelişmeleri güçleşir. Toprakta pulluk tabanının oluşması çürümemiş anızın ve organik maddenin toprakta homojen bir şekilde dağıtılamaması ve sıkışmış bir toprak yapısı kökün çatallaşmasına ve aşağılara doğru gelişememesine neden olur. Toprağın uygun olmayan yapısının etkileri sadece mekanik nedenlerle ortaya çıkmayabilir. Aynı zamanda tarlada su birikmesi ve toprağın havalanmaması gibi fizyolojik nedenlerle de kökün normal gelişimi engellenebilir. Bu tür zararlardan korunmanın başlıca yolları toprağa az baskı yapan geniş traktör lastiklerinin kullanılması traktörün tarladaki işlem sayısının azaltılması ( aletlerin işlem sırasına göre aynı traktörde kombine edilmesi ) toprağın uygun aletlerle işlenmesi ve ağır tavda tarlaya girilmemesi gibi önemlidir. Bu gibi önlemlere rağmen çok erken ve çok ince işlenmiş topraklar aşırı yağmurlardan sonra sıkışabilir. Toprağın sıkışması pancar sıra aralarının çizel tipi aletlerle işlemesi ile giderilebilir. Tüm ülkelerde pancardaki zayıf gelişme ve bu yüzden verimin düşmesinin yaygın nedeni toprak işlemenin iyi yapılanmaması sonucu ortaya çıkan kötü toprak yapısıdır. Türkiye toprakları çoğunlukla tınlı ve killi tınlı karakterdedir.

Toprak Asitliği

Belirtileri ve Zararları Bitki gelişimi yavaşlar ve yapraklar açık yeşil, hatta sararmış olabilir. Bazen de yapraklar koyu yeşil olabilir. Genç bitkilerde ölüm oranı daha fazla olduğundan tarlada bitki dağılımı düzensizdir. Kökler zayıf gelişir ve çoğu zaman renkleri siyahlaşır. Kök yakınlığı asidik topraklarda daha çok görülür. Bitki gelişiminin zayıflaması veya topraklarda anormallikler görülmesi halinde toprak pH'ının kontrol edilmesi gerekir. Nedenleri Toprak fazla asit karakterli olduğu zaman bitki gelişmesine olumsuz etkisi büyük olur ve zararın derecesi topraktan toprağa değişir. Düşük pH'lı topraklarda bazı elementler fazla miktarda bulunabilir. ( mangan ve alüminyum gibi ) ve bitki bu elementleri topraktan aşırı miktarda alarak zehirlenir. Buna karşılık normal bitki büyümesi için gerekli miktarda kalsiyum alınmamış olabilir. Kireçleme yapılmaz ise asit karakterli topraklar gittikçe daha da asit hale gelirler ve böyle topraklarda mineral elementlerin toksitleri de artar. Böyle topraklarda yetiştirilen ürünlerin verim ve kaliteleri düşer. Şeker pancarı tarımında toprak pH'ı kontrol edilmeli ve asitlik görülürse gerekli miktarda kireç uygulanmalıdır. Türkiye toprakları genellikle hafif alkali ( pH = 7,0 ' 7,9 ) karakterli olup, asit karakterli topraklarda ( pH = 6,0 ' 6,9 ) çoğunlukta Doğu Karadeniz Bölgesinde rastlanmaktadır. Yaprak Kavrulması Kuraklık ve herbisit zehirlenmesinden kaynaklanan yaprak kavrulmasına ilaveten, gübrelerin veya endüstri gazların verdiği zarar sonucu da bitkide yaprak kavrulması görülebilir.

Gübre

Pancarın üstten granül gübreler ile gübrelenmesi esasında bir kısım granül gübre orta yaprakların arasına düşer ve gübre tuzları burada rutubet ile çözülerek yaprak dokularını yakar. Çünkü, konsantre mineral tuzları, rutubetli ortamda yaprakta değdikleri yaprak dokularını siyahlaştırır ve bu dokuları öldürür. Erken dönemde, pancar 2-4 yaprak döneminde iken yapılan azot gübrelenmesinde, pancarın büyüme noktası zarar görür ve bunun sonucunda bitki ölebilir. Endüstri Gazları Endüstri bölgelerinde, fabrikalara yakın yerlerde yetiştirilen pancarların yapraklarında, endüstri gazlarından, özellikle de kükürt gazından dolayı beyazlaşmalar ve nekrotik belirtiler görülebilir. Endüstri gazlarının bitkilerde yaptığı zarar önemlidir fakat bu zararlar bölgesel olarak görülür.

Virüsler

Yaprak Kıvırcıklığı Belirtileri ve Zararlar Genç yaprakların damarlarında renk açılır ve yaprak sapı kısa ve kalın kalır. Yapraklar içe doğru kıvrılır, yapraklarda ve kökte büyüme durur. Dış yapraklar hızlı bir şekilde kurur. Sürekli yaprak yineleme nedeniyle pancarın baş kısmı konik şekil alır. Eğer hastalık erken bulaşırsa yeni çıkan fideler de zarar görür ve bu durumda verim kaybı daha büyük olur. Tanımı ve Biyolojisi Virüs, pancar pünesi piesma guadratun tarafından taşınır. Türkiyede pancar yaprak pünesi ( piesma maculata ) tarafından taşındığı tesbit edilmiştir. Kışı, önceki yıl pancar üretim alanlarında, çalılık altlarında ve kavak ağaçları üzerinde geçiren pancar pünesi, ilk baharda pancar tarlalarına uçarak hastalığı bulaştırır. Mayıs ayından itibaren her bir dişi pines yaprakların alt yüzeyine yaklaşık 150 yumurta bırakır. Larvalar 5 gömlek değiştirir. Pünes kısa mesafelere uçabildiğinden hastalığın yayılması da sınırlıdır. A.B.D.' de piesma cinerea tarafından yayılan Savoy hastalığına benzer belirtiler gösterir.. Ekonomik Önemi ve Coğrafi Dağılımı Hastalık, Almanya ve Polonya' da ciddi zararlara neden olabilecek ölçülerde görülmektedir. Hastalığın taşıyıcısı Kuzey Avrupa ülkelerinde bulunmasına rağmen hastalık bu ülkelerde ortaya çıkmamaktadır.

Diğer Virüs Hastalıkları

Savoy Yaprak Kıvrılması

Amerika'dan yaygındır ve yaprak kıvırcıklığına benzer. Bitkinin gelişmesi yavaşlar. Yapraklar küçük kalır ve kenarları kıvrılır. Virüsün konukçusu horoz ibiği ( Amarantbus) bitkisidir ve bu bitkilerden Piesma cinerea tarafından taşınır. Pancar Rozet virüsü Amerika'da nadiren ve sadece birkaç bitkide görülür. Bitkinin göbek yaprakları küçük kalır ve rozet oluşturur. Sarı Ağ Bitkilerin genç yapraklarının damarları sararır. Virüs yeşil şeftali biti (Myzuspersicae) ile taşınır.

Sarı Leke

Virüs sadece kökten bulaşır ve sonunda yapraklarda parlak sarı lekeler oluşur. Virüs, vektörnematodlarla ( Tricbodorus), bulaşık kumsal topraklarda etkili olur.

Halkalı Leke

Halkalı leke hastalığında yapraklarda silik alacalı beneklenme açık yeşil halkalar görülür. Virüs nematodlarla (Longidorus) taşınır. Virüsün bir çok konukçu bitkisi vardır ve aynı zamanda tohum ile de taşınabilir. Düşük Şeker Sendromu Belirtileri ve Zararı İlk belirtiler, eylül ayında tarlada bitkilerde sararma şeklinde ortaya çıkar ve yaprak damarları arasında laminada açık sarı renk görülür. Genellikle dıştaki yaşlı yapraklar toprağın üzerine serilir. Bitki küçük ve dikine gelişen yeni yapraklar sürer ve bu yeni yapraklarda sararma görülür.Geç dönemlerde bu yeni yapraklar kurur ve tamamen ölür. Kök normal şeklini muhafaza eder fakat enine ve boyuna kesildiğin iletim demetlerinde karama görülür. Dokular saydam bir yapıdadır. Hastalık nedeniyle şeker oranı %2-4 oranında düşer. Tanımı ve Biyolojisi Hastalığın belirtileri Güney Amerika'da çok yaygın olan sarı solgunluk ( Beet Yellow Wilt) hastalığın belirtilerine çok benzer. Hastalık etmeni henüz tam olarak belirlenmemiştir. Büyük olasılıkla Phytoplasma olabilir. Hastalık nedeni olan büyük organizma şeker pancarına bir sikad tarafından taşınmaktadır. Bulaşık tarlalar her sene aynı belirtileri göstermeyebilir. Ekonomik Önemi ve Coğrafi Dağlımı Bu hastalık ilk defa 1991 yılında Fransa'da görülmüştür. O zamandan beri, Bourgogne bölgesinde yüzlerce hektar alanda görülmektedir. Hastalık nedeniyle önemli ekonomik kayıtlar söz konusudur.

Kıvırcık Baş ( Curly top )

Belirtileri ve Zararları Belirtiler, enfeksiyondan birkaç gün sonra görülür ve orta yaprakların damarları saydamlaşır. Göbek yaprakları buruşur ve içe doğru kıvrılır. Sonradan gelişen yaprakların da görüntüsü aynıdır. Yaprakların alt yüzeylerindeki damarlar düzensiz bir şekilde kabarıktır. Yapraklar küçük kalır ve enfeksiyon genç dönemde ortaya çıkarsa bitkiler çoğunlukla ölür. Eğer kök enine kesilirse iletim dokusunun karardığı görülür. Zarar çok ciddi boyutlarda ortaya çıkarsa bitki tamamen ölür.

Tanımı ve Biyolojisi

Hastalığa neden olan virüs, domates, fasulye ve baklagiller gibi diğer bitkilere de zarar verir. Virüs önce iletim demetlerinde ortaya çıkar ve sonra hızlı bir şekilde çoğalarak bitkinin tamamın yayılır. Virüs nedeniyle iletim demetleri siyahlaşır ve anormal hücre yapılanmaları yüzünden damarlarda kabarıklıklar oluşur. Bitkinin diğer dokuları etkilenmez. Virüs sikad'larda (Circulifer tenellus) çok çabuk bir şekilde yayılır. İyi olmayan bir üretim döneminde bir çok bitkide görülebilir. Türkiye'de bu hastalığı taşıyan sikad türü Circulifer opacipennis olarak saptanmıştır. Ekonomik Önemi ve Coğrafi Dağılımı Bu hastalık, sarılık virüsünün verdiğinden daha az zarar verir, fakat özellikle tohumluk şeker pancarı söz konusu olduğunda kayıp daha fazla olabilir. Dünyada tüm şeker pancarı ekimi yapılan bölgelerde görülebilir. Sarılık virüsü ve mozaik virüsü aynı bitkide beraber görülebilir.

Rhizomania

Belirtileri ve Zararları

Bir virüs hastalığı olan rhizomania ( rhizo = kök, mania = delilik ), ana kök üzerinde aşırı yan kök oluşumu ve sakallanma ile tanınabilir. Bununla beraber, ana kök gelişimi önemli derecede yavaşlar ve genellikle baş kısımdan sonra kuyruk kısmına doğru bir daralma görülür. Kökteki tipik sakallanma belirtisi dışında, virüs etkisi yapraklarda görülür. Kuraklık durumunda hastalanmış yapraklar daha çabuk solar. Yaz ayları başlarında yapraklar kırılmaya başlar ve damarlar tamamen sararır. Yapraktaki belirtiler geçici olarak görülür ve bir süre sonra bu belirtiler kaybolur. Kök enine kesildiğinde görülen iletim demetindeki siyahlaşma Rhizomania' nın tipik belirtisidir. Bu hastalık çok önemli kayıplara neden olabilir. Tarlanın bir bölümüne bulaşırsa, tamamına yayılabilir. Kökler çok küçük gelir ve kökün şekli bozulur. Kök ağırlığı ve şeker oranında çok önemli düşüşler görülür. Şeker oranının %12' nin altına düşmesi sık görülen bir durumdur. Tanımı ve Biyolojisi Pancar damarı sarı lekelilik virüsü ( BNYVV ), pancar bitkisine ancak bir toprak mantarı olan Polymyxa betae Kesin vasıtası ile enfekte olabilir. Hastalığın coğrafi yayılımı sadece bu mantarın bulunmasına bağlıdır. Hastalık, üzerinde su göllenen, geçirgenliği ve drenajı yetersiz tarlalarda ve yüksek sıcaklıklarda vektör mantarın sporları ile kolayca yayılır. Hastalığın yayılmasında, tarım aletleri, nakliye araçları ve hayvanlar aracı olurlar. Ekonomik Önemi ve Coğrafi Dağılımı Rhizomania, şeker pancarı tarımı için büyük bir tehlikedir. Eğer kontrol edilmezse bu hastalığın görüldüğü bölgelerde şeker pancarı tarımı olanaksız hale gelir. Günümüzde hastalıklı bölgelerde, şeker pancarı tarımı yapılması ve normal verim elde edilmesi ancak dayanıklı çeşitlerin ekilmesi ile mümkün olabilmektedir. Toprak ilaçlaması, bu problemin çözümü için uygulanan bir yöntem değildir ve ekonomik değildir. Geçtiğimiz yirmi yıl içinde hastalık pancar tarımı yapılan bir çok ülkede ortaya çıkmıştır. Türkiye'de Adapazarı, Amasya, Alpullu, Eskişehir ve Kastamonu ekim alanlarında, yaklaşık 40.000 hektar alanda görülmektedir.

Sarı Solgunluk

Belirtileri ve Zararları

Büyümüş pancarların yapraklarında sararma ve solgunluk gibi iki önemli belirti gösterir ve aynı tarlada bir çok bitkide etkili olur. Eğer sıcaklık düşük ise, ana belirtiler yapraklarda sararma ve yaprakların küçük kalması şeklinde ortaya çıkar ve yeni yapraklar sürer. Sıcak ve kurak ortamlarda hastalanmış bitkiler kuru ve birkaç gün içinde ölür. Kökte, kuyruktan başlayarak baş kısmına doğru yumuşama görülür. Bu virüs çok ciddi zararlara neden olabilir. Tanımı ve Biyolojisi Eskiden hastalık etmeninin önce virüs, sonra Mikoplazma (MLO) olduğu biliniyordu. Fakat son araştırmalar göstermiştir ki, hastalık, sistematikte bakteri ile virüs arasında yer alan ve sikadlar (Paratonus exitiosus ) ile taşınan Ricketsia 'like organism (RLO) mikroorganizmalar tarfından ortaya çıkmaktadır. Ekonomik Önemi ve Coğrafi Dağılımı Bu hastalık bitkinin tamamen ölmesine neden olduğundan, yarı-kurak iklime sahip Arjantin ve Şili gibi Güney Amerika ülkeleri için en önemli hastalıktır.

Sarılık Virüsü

Belirtileri ve Zararları

Bu hastalık tarlada önce küçük odacıklar halinde, haziran ayından itibaren, görülmeye başlar. Yaprakta damarların arası kalınlaşır ve kırılabilir hale gelir. Hastalık tarlada hızlı bir şekilde yayılarak tarlanın tamamını etkiler. İki tip sarılık virüsünün sadece belirtilere bakarak ayırt etmek çok zordur. BYV:Yapraklarda rengi limon sarısına dönmesi ile tanınabilir. Daha sonra, kırmızı- kahverengi lekeler görülmeye başlar ve vejetasyon süresinin sonuna doğru tarlada bitkilerin rengi kırmızıya döner. Bu virüsün bitkiye etkisi daha fazladır ve hastalanan bitkilerde, yaprak alımının azalması nedeniyle kök ve şeker veriminde büyük düşüşler görülür. BMYV: Yapraklarda uçtan başlayarak turuncu bir renk oluşturur. Gelişmeyi zayıflatır ve parazitlik mantar gelişimini teşvik eder. Her iki virüs aynı tarlada ve aynı bitkilerde beraberce bulunabilir. Sarılık virüslerin sebep olduğu verim kayıpları hastalığın çok görüldüğü bölgelerde oldukça fazla olabilir. Enfeksiyon erken olursa, şeker oranı %2 ve şeker verimi %50 kadar düşebilir. Tohumluk bitkilerde tohum verimi kalitesi daha fazla etkilenir. Tanımı ve Biyolojisi Hastalığa neden olan virüsler esas olarak floem denetlerinde bulunmasına rağmen aynı zamanda bitkinin diğer dokularında da bulunabilir. Virüs şeker pancarı bitkisine ilk baharda, virüslerin kış aylarında konakladığı sirken, kara pazı, kuş yüreği, çoban çantası gibi yabancı otlardan, hayvan pancarı silolarından ve tohumluk pancarlardan taşınır. Başlıca sarılık virüsü taşıyıcıları, yeşil şeftali biti ve siyah bakla bitidir. Diğer bir çok yaprak biti de hastalığı bulaştırabilir fakat önemli değildir. Zararın şiddeti, özellikle pancar tarlaları yakınındaki, virüs taşıyıcıları olan yaprak diplerinin ve virüsün kaynağın olan yabancı otların yoğunluğuna bağlıdır. Ilıman kış ve sıcak yaz aylarında yaprak dipleri daha fazla çoğaldığından, hastalık daha erken görülür ve hastalığın şiddeti daha fazla olur. Ilıman iklimlerde yeşil şeftali biti kışı şeftali ağaçları üzerinde aktif halde geçilir ve ilk baharda şeker pancarı tarlalarına uçarken virüsü de beraberinde taşır. Siyah bakla biti kışı iğ ağacı (Evonymus) ve Kartopu (Viburnum) üzerinde yumurta devresinde geçirir. Bu bitkilerde sarılık virüslerinin konukçusu değildir bu nedenle, siyah yaprak bitleri taşıyıcı olabilmeleri için virüs ile bulaşık bitkilerde beslenmiş olmaları gerekir. Hastalık ilk baharda önce virüs taşıyan yaprak bitleri ile bulaştırılmış birkaç bitkide görülür. Daha sonra çoğalan yaprak bitleri ile hastalık hızlı bir şekilde yayılır. Hastalığın bulaşması için hastalık kaynağının pancar tarlalarının yakınında olması gerekli değildir. Çünkü, hastalığı taşıyan kanatlı yaprak bitleri bazen rüzgar ile çok uzak mesafelere kadar ulaşabilir. Virüs ile doğrudan mücadele etmek mümkün değildir ve bu yüzden bitki üzerinde ürünün hastalığı tedavi etmek ve virüsün etkilerini azaltmak imkansızdır. Tek önlem, virüs kaynağı kontrol etmek ve virüsün taşıyıcı yaprak bitkileri ile ilaçlı mücadele yapmaktadır. Ekonomik Önemi ve Coğrafi Dağılımı Pancar sarılık virüsü çok ciddi zararlar verebilir ve pancar üretim alanlarının çoğunda, özellikle Fransa, Belçika, Danimarka, Hollanda, İngiltere ve Amerika'nın batı kıyılarında yaygındır. Taşıyıcı yaprak bitlerinin tüm yıl boyunca gözlenmesi ve üreticilere önceden uyarı yapılabilmesi için bir çok ülkede bu konu ile ilgili çalışmalar yapan merkezler vardır.

Bakteriler

Islak Çürüklük

Belirtileri ve Zararlar

Hastalık iyice ilerleyinceye kadar hangi pancarların hastalığını dışarıdan anlamak zordur. Hastalıklı kökün iletim demetleri siyahlaşır ve etrafında pembe ve kırmızı kahverengi çürüme görülür. Kahverengi lekeler yapraklarda görülebilir. Hastalanan kökün içi oyulmasına rağmen bitki oyulmaz. Tanımı ve Biyolojisi Hastalık etmeni ervinia atroseptica grubundan bazı bakterilerdir. Bakteriler pancarın herhangi bir nedenle yaralanmış bir noktasından bitkiye girer ve kök ve yaprak saplarının iletim demetlerine bulaşır. Hastalık genellikle drenajı bozuk veya salma sulama yapılan topraklarda ve yüksek sıcaklıklarda ortaya çıkar. Ekonomik Önemi ve Coğrafi Dağılımı Hastalık çok yaygın olarak görülmez. Daha çok Amerika'nın batı bölgelerinde görülür ve burada ciddi zararlara neden olabilir. Dayanıklı çeşitler kullanılması toprağın drenajını ve yapısını iyileştirerek kökün sağlıklı bir şekilde gelişmesini sağlayacak kültürel tedbirlerin alınması ile hastalık önlenebilir.

Pancar Uru

Belirtileri ve Zararı

Bu hastalıkta, kökün üzerinde kök büyüklüğünde, hatta bazen kökün kendisinden de büyük bir ur gelişir. Bu urun üzeri pürüzlüdür ve köke kalın bir sap ile bağlanmıştır. Yapraklarda nadiren küçük urlar gelişir. Yaprak kenarları kalınlaşır, kıvrılır ve kurur. Bu hastalık az sayıda bitkide görülür. Bazı Akdeniz ülkelerinde fazlaca görüle bilmektedir. Tanımı ve Biyolojisi Pancar uru oluşumuna, bir toprak bakterisi olan Agrobacterium tumefaciens neden olur. Bakteri, pancar köküne kökte bulunan bir yaradan girer ve hücrelerin anormal bir şekilde çoğalmasını teşvik eder. Ur kesildiği zaman yapısının köke benzediği görülür fakat bu kısımlarda şeker oranı düşüktür (%10-12). Bakteri, urun köke bağladığı sap içinde bulunur. Eğer hasat öncesi günler yağışlı geçerse urda çürüme görülebilir. Ekonomik Önemi ve Coğrafi Dağılımı Hastalık çok az görülmesi nedeniyle fazla bir ekonomik öneme sahip değildir. Adı geçen bakteri dünya çapında yaygındır ve başta meyve ağaçları olmak üzere çoğu bitkilerde de benzer oluşumlara neden olur.

Pancar Veremi

Belirtileri ve Zararı

Bu hastalık, tarlada bazı bitkilerde görülür. Bazı durumlarda, örneğin dolu yağışından sonra tarlanın tamamını etkileyebilir. Genellikle kökün baş kısmında, fakat bazen de yaprak saplarında ve kökün üzerinde, 1-3 cm çapında ve dış yüzeyleri siyahlaşmış küçük urlar gelişir. İç kısmı yumuşak ve bakterilerin birikiminden dolayı sarı renkli olan bu urlar, büyüdükçe çatlamış bir görünüme sahip olur. İleri dönemlerde yapraklarda da küçük urlar görülür. Tanımı ve Biyolojisi Hastalık etmeni, toprakta uzun süre canlı kalabilen bakterilerden Xantbomonas beticola'dır ve bu bakteri kuraklığa karşı dayanıklıdır. Pancar bitkisine kökün üzerindeki yaralanma yerlerinden girer. Daha ziyade yağışlı bölgelerde görülür. Ekonomik Önemi ve Coğrafi Dağılımı Hastalığın ekonomik önemi yoktur ve daha çok Amerika' da görülür.

Bakteriyel Yaprak Lekesi

Belirtileri ve Zararları

Yaprak kenarlarında sararma ve kuruma görülür. Bu durum zamanla yaprağın içlerine doğru ilerleme ve yaprak damarları boyunca siyah noktalar belirir. Kurumuş siyah bölgeler yırtılır ve yaprak parçalanır. Fakat belirtiler zamanla kaybolur. Tanımı ve Biyolojisi Hastalık etmeni Pseudomonas syrilgae' dir. Bu bakteri daha çok yağışlı ve soğuk kış aylarında yaprakların dolu veya sağanak yağışlardan zarar görmesi durumunda, yaprakların yaralanma noktalarından bitkiye girer. Kurak ve sıcak iklim şartlarında belirtiler hızlı bir şekilde kaybolur. Eğer hastalık genç fide döneminde ortaya çıkarsa zarar daha büyük olur. Ekonomik Önemi ve Coğrafi Dağılımı Hastalık ilk önce A.B.D.'de ortaya çıkmıştır. Son yılarda batı Avrupa ülkelerinde görülmeye başlamıştır. Hastalığın ekonomik önemi yoktur.

Diğer Hastalıklar

Pancar Beni

Belirtileri ve Zararlar

Pancar kökünde kahverengi, yuvarlak veya oval, dağınık veya bant halinde gruplanmış mantarımsı ve kabuklu kabarcıklar ortaya çıkar. Genellikle yüzeysel olmasına rağmen bazen derinlere inebilen bu yapılar, kurudur ve kökte çürümeye neden olmazlar. Kök dikkatli bir şekilde incelendiğinde, yan kökler üzerinde de küçük kahverengi kabarcıklar görülebilir. Tanımı ve Biyolojisi Hastalık etmeni, toprak mantarı olan Streptomyces'in diğer türlerdedir. Bu mantarlar aynı zamanda patates bitkisinde görülen patates uyuzu hastalığının da etmenidir. Pancar kökü, enfeksiyona, mantar görünümlü hücre kümeleri oluşturarak cevap verir. Hastalık çoğunlukla kireçli topraklarda yaygındır. Hayvan gübresi hastalığı hızlandırırken, yeşil gübreleme azaltır. Ekonomik Önemi ve Coğrafi Dağılımı Önemsiz bir hastalıktır. Hastalığa tarlada birkaç bitki yakalanır ve kayıplar çok önemsizdir. Yoğun bir şekilde patates uyuzu hastalığı görülen bir tarlada patatesten sonra şeker pancarı üretilmesi durumunda, küçük çaplı verim kayıpları görülebilir.Hastalık bütün pancar üretim alanlarında görülebilir, fakat en fazla Avrupa ve A.B.D. de görülmektedir.

Alternaria Yaprak Esmerliği

Belirtileri ve Zararı

Bu hastalık genellikle yaz sonunda görülür. Pancarın dış yaprakları kahverengileşir ve yaprak kenarları kurur. Bu belirtiler damarların arasından içlere doğru yayılarak yaprağın ölmesine neden olur. Kurumuş doku üzerinde, mantar sporlarında dolayı kahverengi ve kaygan bir tabaka oluşur. Tanımı ve Biyolojisi Bu mantar, yaz ayları sonunda yaşlı yapraklar üzerinde gelişir. Çünkü, zayıf bir parazit ve daha ziyade saprofit bir mantar olduğu için, daha çok başka nedenlerle (dolu, sarılık virüsü ve yaprak bitleri) zarar görmüş dokular üzerinde veya magnezyum ve bor yetersizliğinden dolayı zayıf kalmış bitkilerde gelişir. İç yapraklar nadiren hastalanır. Stempbylium veya cladosporium gibi diğer mantarlar daha seyrek görünmelerine rağmen aynı etkiyi yapar. Ekonomik Önemi ve Coğrafi Dağılımı Bu mantar genellikle, yaz ayları sonunda sadece yaşlanmış yapraklardan veya diğer nedenlerle zarar görmüş yapraklar göründüğünden önemli değildir. Ortadaki genç yapraklarda görülmesi halinde gelişme yavaşlar, kök ve şeker verimi düşer. Mantar tüm pancar üretim bölgelerinde bulunabilir.

Beyaz Çürüklükler

Belirtileri ve Zararı

Pancarın yaprakları solar ve kökte çürümeler başlar. Kök baş kısmına kadar beyaz mantar tabakası ile kaplanır. Tanımı ve Biyolojisi Hastalık etmeni, Sclerotium romfsii mantarıdır ve bu mantar genellikle mevsim sonlarına doğru, zayıf gelişmiş pancarlarda ve tarlada su göllenmesi sonucunda köklerin oksijensiz ortamda kalması durumunda etkili olur. Pancarın üst düzeyinde, 1 mm büyüklüğünde önceleri beyaz sonra kahverengi olan yuvarlak sklerot' lar meydana gelir. Bunlar mantarın toprakta devamını sağlarlar. Ekonomik Önemi ve Coğrafi Dağılımı Hastalık, sulama yapılan Akdeniz, Amerika ve Orta Doğu ülkelerinde yaygındır. Pancar silolarında çok etkili olabilir.

Cercospora Yaprak Lekesi

Belirtileri ve Zararları

Yapraklarda kenarları kırmızı- kahverengi halka şeklinde olan gri lekeler oluşur ve tüm yapraklara yayılır. Daha sonra lekeler çoğalır ve yapraklar kurur. Rutubetli ortamlarda, özellikle yaprağın alt yüzeyinde, lekelerin ortasında küçük siyah noktalar oluşur. Hastalık ilk olarak tarlada birkaç bitkide görülür ve bu bitkilerden kolayca tarlanın tamamına yayılır. Hastalığın şiddetli olması durumunda tüm yapraklar etkilenir ve zarar görür. Bitkiler bu durumda yeniden yaprak sürer ve bu nedenle de yumrunun boyun kısmı uzunlaşır. Yaprakların tamamen ölmesi ve yeniden yaprak sürmesi nedeniyle kök ağırlığında ve şeker oranında önemli derecede kayıplar olabilir. Tanımı ve Biyolojisi Hastalık etmeni, Cercospora beticola'dır. Sporlar, yüksek rutubet (%90-95) ve yüksek sıcaklıklarda (17C üzeri) yaprakların üzerinde çimlenir. Spor kamcısı ( x 3000 ) yaprak gözeneklerinden yaprağın içine girer ve paramkima dokusunda gelişir. Birkaç gün sonra yapraklarda ilk küçük lekeler görülmeye başlar. Bu lekelerin ortasında küçük siyah noktalar halinde konidiler oluşur( x 500). Konidiler ince, uzun, saydam ve çok hücrelidirler. Mantarların üreme organı olan konideler, yağmur vasıtasıyla komşu bitkilere taşınır. Mantar kışı spor halinde hasat sonrası tarlada kalan bitki artıkları ve tohumlar üzerinde geçirir. Bu nedenle, tarlada kısa süreli münavebe uygulanmamalıdır. Ekonomik Önemi ve Coğrafi Dağılımı Yapraklarda asimilasyon alanını azalması ve yaprakların devamının yenilenmesi nedeniyle, kök veriminde ve şeker oranında önemli düşüşler olur. Sıcak ve yağışlı bölgelerde yaygın olarak görülür. Hastalığın görüldüğü bölgelerde fungusitlerle ilaçlı mücadele gereklidir. Ancak, aynı fungusitlerin devamlı kullanılması bu fungusitlere dayanıklı ırkların oluşmasına neden olur. İlaçlı mücadele ile birlikte, dayanıklı çeşitlerin kullanılması da önemlidir. Türkiye'de, Marmara, Trakya ve Geçit Bölgelerinde yaklaşık 80.000 hektar alanda görülmektedir.

Fusarium Solgunluğu

Belirtileri ve Zararı

Olgun yaprakların damar araları gri- sarı bir renk alır ve sonra yapraklar pancardan kopmadan yaprak yüzeyine düşerler. Orta yapraklar içeriye doğru kıvrılırlar. Kök enine kesildiğinde iletim demetlerinin kahverengileştiği görülür. Yaşlı bitkiler nadiren görülür, fakat verim kayıpları oldukça fazla olabilir. Tohumluk pancarlarda hastalık nedeni ile kurumalar görülür. Tanımı ve Biyolojisi Hastalık etmeni, topraktan geçen Fusarium oxysporum'dur ve bu mantar köke girerek iletim demetlerinde enfeksiyon yapar. Toprakta misel veya spor formunda hayatiyetini sürdürür. Ürettiği zehirli maddeler ( toksinler ) hastalık belirtileri ortaya çıkar. Arka arkaya yayışlı ve kurak günlerin görülmesi, zayıf toprak yapısı ve su birikmesi gibi nedenler hastalığın ortaya çıkmasını teşvik eder. Ekonomik Önemi ve Coğrafi Dağılımı Hastalık en çok Amerika ve Güney Avrupa'da görülür. Pancarın aynı tarlada kısa aralarla ekilmesi halinde hastalık etmeni mantar toprakta çoğalır ve bu durumda önemli kayıplar ortaya çıkar. Kemer Çürüklüğü Belirtileri ve Zararı Pancar kökünün üst bölgesinde geniş bir bant şeklinde kahverengisi bir doku ortaya çıkar ve bu doku üzerinde derinliği az veya çok olan dikey çatlaklar oluşur. Hastalığın ileri döneminde, hastalanan doku bölgesi aşağıya doğru yayılır. Çatlaklar kökün içine doğru daha fazla derinleşir ve kökü tamamen etkileyebilir. Hastalık tarlada birkaç bitkide görülür. Tanımı ve Biyolojisi Hastalık etmeni genellikle Actinomyces spp. mantarlarıdır ( A.albus, A. İntermedius, A. Nigricans ) ve aniden ortaya çıkar. Su oturmuş veya sıkıştırılmış topraklar mantarın gelişmesini teşvik eder. Ekonomik Önemi ve Coğrafi Dağılımı Hastalık her yerde görülebilmesine rağmen ciddi enfeksiyonları nadirdir ve ekonomik önemi yoktur.

Kök Yanıklığı

Belirtileri ve Zararı

'Kara bacak ' veya ' çökerten ' adı da verilen bu hastalıkta genç fidenin kök ve hypokotilinde siyahlaşma, kuruma ve büzülme görülür ve daha sonra bitki tamamen kaybolur. Belirtiler ilk önce çimlenmeden sonra kökçükte görülür ve daha sonra fidede 2-4 yaprak dönemine kadar görülebilir. Bazı bitkiler sağlam kalabilir fakat bunlar da iyi gelişemezler. Hastalık, Pboma betae, Pytbium ultimum, Apbanomyces cocblioides, Rbizoctonia solani ve Fusarium oxysporum gibi değişik mantarların etkisi ile ortaya çıkmaktadır. Hastalığın hangi mantar tarafından ortaya çıktığının ayırt edilmesi zordur. Fakat, hipokotilin üst kısmında ve kotiledon yaprakların birleştiği noktada siyahlaşır ve inceleme, Apbanomyces (ortadaki fide ) nedeniyle ortaya çıkan hastalığın tipik belirtisidir. Kökte siyahlaşma ve incelme ise Pytbiyum ve Pboma nedeniyle ortaya çıkan belirtilerdir. Tanımı ve Biyolojisi Normalde Pboma betae tohumla taşınan bir mantardır ve parazit veya saprofit olarak tohumluk pancar bitkisinin toprak üstü organlarında bulunur. İlklim, tohumluk bitkisinin hasat öncesi veya hasat sırasında rutubetli ise, mantar olgunlaşmış olan tohuma bulaşır ve daha sonra bu tohumlardan yeni çimlenen fideleri hastalandırır. Apbanomyces, Pytbium ve Rbizoctonia toprak mantarlarıdır ve pancarın toprak üstü organlarında bulunmazlar. Ekonomik Önemi ve Coğrafi Dağılımı Kök yanıklığı bir çok bölgede görülebilir ve eğer önlem alınmaz ise ciddi kayıplara neden olabilir. Tohum ilaçlamada kullanılan fungusitler, bir çok mantarın etkisini önleyebilir veya sınırlayabilir. Pboma betae kuzey Avrupa ülkeleri için büyük önem taşımaktadır. Pytbium, Rbizoctonia , Apbanomyces de aynı şekilde yaygındır. Pboma betae oldukça düşük sıcaklıklarda etkili olabilirken, Apbanomyces, sıcak ve rutubetli topraklarda etkili olur.